Küresel piyasalarda geçen hafta ABD yönetiminin Grönland konusundaki tutumu, Davos’ta yapılan açıklamalar, jeopolitik risklerin seyrine ilişkin gelişmeler ve dünya genelinde açıklanan makroekonomik verilerle karışık bir seyir öne çıktı. Piyasalarda gözler ABD Merkez Bankası’nın (Fed) önümüzdeki hafta alacağı para politikası kararlarına çevrildi.
Geçen hafta dikkatler Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 56. Yıllık Toplantıları’nın düzenlendiği İsviçre’nin Davos kasabasına yoğunlaştı. Zirvede başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere siyasi ve ekonomi alanındaki liderlerin açıklamaları yakından takip edildi.
Yatırımcılar, gelecek dönem stratejilerini belirlemek için liderlerden gelecek mesajlara odaklandı.
ABD Başkanı Trump’ın Grönland meselesi üzerinden kendisine destek vermeyen 8 Avrupa ülkesine yönelik tarife takvimi duyurmasıyla hafta başında küresel piyasalarda risk iştahı zayıflarken, sonrasında Trump’ın bu konuda geri adım atması ve gerilimlerin azalmasıyla haftanın kapanışına doğru piyasalarda bir miktar toparlanma görüldü.
Ulusal güvenlik gerekçeleriyle Grönland’a ihtiyaçları olduğunu savunan Trump, bu nedenle ABD’nin Grönland’ı alma konusunu görüşmek üzere acil müzakereler talep ettiğini bildirdi. Trump, bölgenin kontrolünü ele alma konusunda “güç kullanmayacağını” ifade etti.
Ayrıca NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşen Trump, bu görüşme sonucunda Grönland ve tüm Arktik Bölgesi ile ilgili gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesini oluşturduklarını açıkladı.
Trump, bu kapsamda Grönland konusunda Avrupa ülkelerine yönelik 1 Şubat’ta yürürlüğe girmesi planlanan gümrük vergilerini uygulamayacağını belirtti.
Jeopolitik tansiyonun hafiflemesine yönelik müzakereler için de gözlerin çevrildiği Davos’ta “Gazze için Barış Kurulu Şartı” imza töreni düzenlendi.
Öte yandan, ABD’de beklentilerin üzerinde gelen büyüme verileri ülkenin ekonomik yapısının sağlam kaldığını gösterirken, bu durum piyasalarda olumlu bir gelişme olarak algılandı. ABD’de büyüme verilerinin tahminleri aşması, iş gücü piyasasına ilişkin endişelerin bir nebze azalmasına katkı verdi.
Fed’in politika adımlarında dikkatle izlediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksinin öngörülere paralel seyretmesi, fiyatlar genel düzeyinin kontrollü görünümünü teyit ederken, bankaya ilişkin faiz indirimi beklentilerinde kayda değer bir değişim görülmedi.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in gelecek haftaki toplantısında politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken, bankanın yılın ilk faiz indirimini haziran ayında yapabileceği öngörülüyor.
Fed’in faiz kararına yönelik beklentilerin konsolide olduğu bu süreçte, yatırımcılar Fed Başkanı Jerome Powell’ın yapacağı sözle yönlendirmelerdeki tonlamasına dikkat edecek.
Bu gelişmelerle ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi geçen hafta yatay seyrederken, salı günü yüzde 4,3160’a çıkarak Ağustos 2025’ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. ABD 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,24’te kapattı.
Jeopolitik riskler, olası tarife gerilimi ve Fed’in faiz patikasına ilişkin beklentiler kıymetli metallerden altın ve gümüşte rekor fiyatların görülmesine neden oldu. Altının ons fiyatı haftayı yüzde 8,8 değer kazancıyla 4 bin 986 dolarda kapatırken, gümüşün ons fiyatı yüzde 15,5 artışla 103,2 dolarda işlem gördü.
Dolar endeksi ise son 3 haftada yükseliş kaydetmesinin ardından geçen haftayı negatif tarafta tamamladı. Endeks, geçen haftayı yüzde 1,8 düşüşle 97,6 seviyesinde tamamlarken, Brent petrolün varili yüzde 2,9 artışla 65,4 dolarda haftayı kapattı.
YURT İÇİNDE TCMB’NİN FAİZ KARARI TAKİP EDİLDİ
Yurt içinde geçen hafta alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 2,56 yükselişle 12.992,71 puandan kapandı. Cuma günü BIST 100 endeksi, genele yayılan alımların etkisiyle 13.030,83 puanı görerek rekor kırdı.
Geçen hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 100 baz puan düşürerek yüzde 37’ye çekti.
Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 41’den yüzde 40’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 36,5’ten yüzde 35,5’e indirdi.
Para Politikası Kurulu duyurusunda enflasyonun ana eğiliminin aralıkta gerilediği kaydedildi.
Öncü verilerin ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına, ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğuna işaret ettiği belirtilen duyuruda, “Son çeyreğe ilişkin göstergeler talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü ima etmektedir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları iyileşme işaretleri göstermekle birlikte dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir.” denildi.
Buna ek olarak TCMB toplam rezervleri, 16 Ocak haftasında 205 milyar 177 milyon dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Öte yandan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’nin kredi notunu “BB-” olarak teyit ederken, kredi notu görünümünü “durağan”dan “pozitif”e çevirdi.
Görünümdeki revizyonun Eylül 2024’teki not artırımından bu yana döviz rezervlerinin beklentilerin üzerinde artmasıyla birlikte dış kırılganlıklarda yaşanan ilave azalmayı yansıttığı vurgulanan açıklamada, “Bu süreçte rezervlerin kalitesinin iyileşmesi, döviz cinsi koşullu yükümlülüklerin azalması, görece sıkı makroekonomik politikaların sürdürülmesi ve belirgin politika gevşemesi riskinin bir miktar gerilemesi etkili olmuştur.” ifadeleri kullanıldı.
Dolar/TL, haftayı önceki haftalık kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 43,3710’dan tamamladı.
Gelecek hafta yurt içinde perşembe TCMB PPK toplantı özeti, ekonomik güven endeksi, işsizlik oranı, cuma dış ticaret dengesi, bankacılık sektörü net kar/zarar durumu verileri takip edilecek.
